Bu haber 20 Mayıs 2010, Perşembe 20:09:36
eklenmiştir. 298 kez okunmuştur.
Eğitimci - Yazar Mario Levi “ Karanlık Çökerken Neredeydiniz” adlı söyleşisiyle kitapseverlerle buluştu
Haldun Taner Öykü ve Yunus Nadi Roman Ödülleri sahibi Eğitmen Yazar Mario Levi Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Kitap Fuarı’ndaki söyleşisinde yazılarını İstanbul’a borçlu olduğunu söyledi. İstanbul’un en önemli duygusunun hüzün olduğunu söyleyen Levi, burada yaşayanların bu hüzünle yaşama bağlandığını ifade etti.
MERHABA İLE BAŞLADI
İl yazdığı öykü kitabı “Bir Şehre Gidememek” ile Haldun Taner kitap ödülünü kazanan Mario Levi, konuşmasına Merhaba diyerek başladı. Levi merhabayı son zamanlarda söylemeyi çok ihmal ediyoruz diyerek insanlığının bu tarz selamlara ihtiyacı olduğunu kaydetti. Karanlık çökerken neredeydiniz yayınlanan kitabı olduğunu ifade eden Levi” Yazalar en son kitapların en iyi kitaplar olduğu yanılgısına düşerler. Böyle bir gerçeğe kapılmaması lazım yazarın. Her zaman daha iyisi vardır. Her zaman daha iyisi yapılabilir” dedi.
BENİM COĞRAFYAM İSTANBUL
Bir İstanbul sevdalısı olduğunu açıklayan Mario Levi” Metin ile mekan yani yazarın coğrafyası arasında bir bağlantı vardır. Yazarın karakterleri hayata bakış açılarını bile belirler. Benim coğrafyam İstanbul’dur. İstanbullu olmayan okurlarım sitemde bulunuyor bana. Bir yazar en iyi bildiği ve en çok anlatmak istediği yeri anlatır. Ben de bu şekilde yazı yazıyorum” dedi.
A.HAMDİ TANPINAR’IN İZİNİ SÜRÜYORUM
Kendini tanımlarken Bizans’ın simgesi Çift başlı kartalı örnek veren Levi” Kartalın bir başı batıya diğeri doğuya bakmaktadır. İstanbul’da hem doğuya hem de batıya bakmaktadır. Benim karakterimi de belirleyen budur. Ben batılı gibi düşünen doğulu gibi hisseden insanım. Bu nedenle üstatlarımdan biri Ahmet Hamdi Tanpınar olmuştur. Ben onun izini sürdüğümü söyleyebilirim” dedi.
İSTANBUL MİMARLIK AÇISINDAN UTANÇ VERİCİ
İstanbul’un olumsuz yönde çok değiştiğini açıklayan Levi” Efsaneye göre derler ki Galata çevresinde 42 dil konuşulurmuş , Bu anlamda İstanbul’a bakarsak karakterinden çok şey kaybettiğini söyleyebiliriz. Başka değerlerini de kaybetmiştir. Dışarıda kentin simgelerini görürsünüz, Eyfel Kulesi, Pizza Kulesi gibi. İstanbul’un böyle bir simgesi yoktur. Koşulları zorlarsanız Galata Kulesi Kız kulesi diyebiliriz. Ama değildir. Bu yüzden İstanbul mimarlık açısından bir utanç abidesidir” ifadelerini kullandı.
GEREKÇİ OLMADAN SANAT YAPILMAZ
Belki de bu çarpıklıklar olduğu için İstanbul için yazdığını vurgulayan Levi” Bana soruyorlar İstanbul’da yaşamak zor mu. Cevabım ‘her açıdan zor yaşamak’ oluyor. Ya ben hiçbir sorunu olmayan şehirde yaşasaydım bu güne kadar ki yazdıklarımı yazabilir miydim. İstanbul’a müteşekkürüm bu yüzden. Gerçek yazılar mutlaka çatışmalardan geçer. Bu olmazsa yazı da olmaz, üretilemez, sanat olmaz. Nemli olan sı ne kadar sahiciyiz ne kadar anlatabiliyoruz. Bunu başarırsak yazabileceğimizi de inanıyorum” dedi.
İSTANBUL’UN HÜZNÜ
İstanbul’un en temel duygusunun hüzün olduğunu belirten Levi” Bu gerçeğe el yorganıyla duygularımla ulaştım. Bu toprakların insanın hüznü ve hüzünle yaşamayı sever. Hüzünden hayattan kopma sonucu çıkarmaz hüznü hayata bağlanma olarak algılar. Topraklarını bırakan bir millete nasıl hüzün olmaz, matem olmaz.” İfadelerini kullandı.