logo111.gif logo.gif
 
 
 
 
Röportaj: Fotoğrafın Değişen Yüzü

Röportaj: Fotoğrafın Değişen Yüzü

  Bu haber 05 Ocak 2011, Çarşamba 00:27:40 eklenmiştir. 1875 kez okunmuştur.
Röportaj: Fotoğrafın Değişen Yüzü KOÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özer Kanburoğlu

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 

Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özer Kanburoğlu ile günümüzde fotoğraf konusunu ele aldık, düşüncelerini aktarmasını istedik

Kocaeli Haber: Bize çok kısaca fotoğrafın sizin için anlamı ve sizde bıraktığı izlenimden bahseder misiniz?

Prof. Dr. Kanburoğlu: Benim için fotoğraf hayatın kendisidir, hayatın gerçeğidir. Ancak hemen belirtmem gerekir ki bu ifadem bugün kü fotoğraflar için geçerliliğini koruyamamaktadır. Teknolojik gelişmelerle birlikte gerçeklik olgusu da zarar gördüğü için bu konuda alandan kişiler olmamıza rağmen yanılgılara düşebiliyoruz. Teknoloji ile gerçeklik algımızın değiştiğini söyleyebiliriz.

Kocaeli Haber: Sizce siyah beyaz fotoğraf mı yoksa renkli fotoğraf mı? Bir fotoğrafı değerli kılan temel unsurları sıralayabilir misiniz?

 

Prof. Dr. Kanburoğlu: Bugün hala siyah beyaz fotoğraf kullanılıyorsa bunda ayrıca düşünülmesi gereken bir şey var. Ben de en dramatik fotoğrafların siyah beyaz olanlar olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar 1826 yılında kullanılmaya başlanmışsa da bugün hala istenen ve izlenen bir şey. 1920'lerde üçlü filtre kullanımıyla renkli fotoğraf çekimine başlanıyor ama siyah beyaz bence hala cazibesini koruyor. Bir fotoğrafı değerli kılan 4 temel unsur sıralayabilirim. Bunlar; alan derinliği, renk tonları, mekan ve obje arasındaki ilişki ve bunların hepsinin bize sunduğu yani mesajdır. Ben şahsen bir fotoğraf çekerken bu fotoğrafı çekersem dünyaya ne katarım, çekmezsem dünyadan ne eksilir diye düşünürüm. Dolayısıyla fotoğraf çekerken bu dikkate alınmalı ve fotoğrafın ortak bir mesajı olmalıdır. Düşündüren fotoğraf kalıcıdır.

Konuya tarihsel açıdan bakacak olursak örneğin bazı fotoğraflar üzerinden yıllar geçse de o dönemi anlatan en kısa ve özet metinler gibi işler. Bunlardan üç tanesini hatırlarsak Eddie Adams'ın çektiği ve Vietnam Savaşı'yla ilgili aklımızda kalan kare. Bu kare ile Adams Pulitzer ödülünü almıştır. Bir diğer fotoğraf ise açlıktan ölmek üzere olan siyah küçük bir kız çocuğunun yanında duran akbabanın olduğu karedir. Bu resimde Kevin Carter da Pulitzer ödülü almış, ancak küçük kıza yardım etmediğini gerekçesi ile yoğun eleştirilere de maruz kalmıştır. Son örnek ise 1929 Ekonomik Bunalımını resmeden Dorothae Lange'nin çektiği ve anne ile iki çocuğunu gösteren karedir. Bu örneklerden de anlaşıldığı üzre fotoğraf dönemi yansıtan çok önemli ve değerli bir çalışmanın ürünü olabilmektedir.

Kocaeli Haber: Günümüz fotoğrafçılığı ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Prof. Dr. Kanburoğlu: Endişe ile karşıladığım bir süreç. Elbette ki her alanda olduğu gibi teknoloji alanındaki gelişmelerden de yararlanacağız. Ancak bizim alanımızda fotoğrafçılığın zararına pek çok şey yaşandı ve yaşanıyor. Fotoğraf yapmak ve fotoğraf çekmek birbirinden farklı şeylerdir. Fotoğraf yapmak ne kadar emek gerektiren ve düşünsel bir süreci gerektiriyorsa, fotoğraf çekmek o kadar "basit" ve anlıktır, tüketim odaklıdır. Dolayısıyla bugün herkes elindeki bir makine ile fotoğraf çekiyor ve bu kolaycılığın içinde yer alıyor. Çabuk üretilen çabuk tüketiliyor ve kalıcı bir şey oluşmuyor.

Kocaeli Haber: Fotoğraf eğitimi nasıl olmalıdır?

Prof. Dr. Kanburoğlu: Ben bu konuda bir yoğunlaşmanın belli bir bölgede sıkıştığını düşünüyorum. Dolayısıyla benzer ders programları tüm fakültelerde veriliyor. Fotoğrafçılık eğitimi hem iletişim hem de güzel sanatlar fakültelerinde veriliyor. Ancak ben üniversitelerin kendilerine bir alan belirleyerek burada uzmanlaşmalarının daha iyi sonuçlar vereceğini düşünüyorum. Örneğin biz endüstri bölgesiyiz ve endüstri ağırlığı olan bir eğitim verebiliriz. İstanbul mekanın avantajını kullanıp daha farklı bir alana kayabilir ve örneğin bu alanda başka bir ekole dahil olabilir. Benzer formatlarda ama eksik bir eğitim verildiği düşüncesindeyim. Herkes her türlü bilgiyi aynı ağırlık ve içerikle veremez. Bu nedenle uzmanlaşmanın gerekli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca etik, insan hakları gibi alanların da bu ders programlarına dahil edilmesini yararlı buluyorum. Bir de özel yetenekle öğrenci alan bölümler için şu söylenebilir; herkes burdan sanatçı olarak çıkmaz. Bu eğitimler belirli bir yeteneği geliştirmeye dönüktür ve bu şekilde kabul edilmelidir. Olmayan bir yetenek istenildiği kadar eğitim verilsin başarıya ulaşamaz.

Kocaeli Haber: Sektörel anlamda bugün fotoğrafçılık ne durumda?

Prof. Dr. Kanburoğlu: Ortada bir pasta var ve bu pasta sabitken paydaşları artıyor. Buna bir de teknolojik gelişmelerle hemen herkesin "fotoğraf çekmeye başlaması" eklenince sektör daha da sıkışmış bir hal alıyor. Dolayısıyla insanlar yeni kapılar aralamaya çalışıyor. Örneğin doğum fotoğrafçılığı ve düğün fotoğrafçılığı gibi yeni alanlar ortaya çıktı. Örneğin Amerikan Hastanesi'nde hemşire olarak görev yapan ve benim de öğrencim olan Şengül Pallı dünyada uygulaması olan ancak bizde 2003 yılında Şengül ile birlikte başlanan doğum fotoğrafçılığına başladı. Türkiye'nin ilk doğum fotoğrafçısı olan Şengül tam da az önce bahsettiğimiz sıkışmışlığı farklı bir kapı aralayarak açmaya çalıştı. Benzer şekilde düğün fotoğrafçılığı da artık gelinin ve damadın kuaförlerde hazırlanmasından tüm süreç boyunca yanlarında olarak her anı kaydetme telaşındalar. Bir ihtiyaç vardı ve bu nedenle de bu alanlar açıldı diye düşünüyorum.

Kocaeli Haber: Sanal alemdeki fotoğraf konusundaki görüşleriniz nelerdir?

Prof. Dr. Kanburoğlu: Bunun tam olarak karşılığı nedir bilmiyorum ve bence psikologlar ve psikiyatristlerce daha derin araştırmalara ihtiyaç duyuyor ama özel alanın sanal alemde fazlasıyla yer alması elbette çok olumlu bakılacak bir durum değil. Gelenek ve göreneklerimiz dışında, kültürel yapımızla da çok yakın olmadığı düşüncesindeyim. Seyretmek ve seyredilmek üzerine kurulu bu fazla fotoğraf paylaşımı üzerinde daha fazla durulmayı gerektiriyor. İletişim kaynakları olağanüstü artınca ve erişilebilirliklerin sınırları kalkınca ortaya bugünkü durum çıktı. Ailelerin çocukları ile daha yakından ilgilenerek bu sınırsız alanın olumsuzluklarına karşı dikkatli olmaları gerektiğini düşünüyorum. Elbette teknolojik açıdan kolaylaştırıcıları hayatımıza dahil edeceğiz, ancak bunlar her şeyin "kolay" ve "tüketim" odaklı olmasını beraberinde getiriyorsa ortada bir sorun var demektir.

Kocaeli Haber: Sanatsal üretim sizce devamlı mıdır? Yoksa bir doygunluk sınırı var mıdır?

Prof. Dr. Kanburoğlu: Ben belirli bir üretim olmasının zorluklardan geçtiğini düşünüyorum. Zorluk yaşanmadan insanın duygularını dışavurması, sanatsal açıdan üretken olması çok beklenen şey değildir. Kendi adıma da söyleyebilirim ki en çok beğeni alan fotoğraflarım hayatımın en kötü zamanlarındaki çalışmalarımdandır. Maddi zorluklar, ayrılık, ölüm vb sorunlar karşısında bireyin toplumsal refleksi diye bakıyorum sanata ve sanatsal üretime. Dolayısıyla evet zaman zaman doygunluk veya en azından ve en iyi ihtimalle duraklama, beslenme ve tekrar aktarma dönemleri vardır sanatçıların. Örneğin ben şu an sanatsal açıdan fotoğrafla ilgilenmek yerine aktarma dönemindeyim. Kitabımla uğraşıyorum, çünkü biliyorum ki diğer alanda en son bıraktığım noktanın üzerine çıkacak zamanda değilim. İlerde ne olur bilemiyorum ama şu an beslenme aşamasındayım. Şanslı bir noktada görüyorum kendimi, kan tazelenecek en güzel mekan olan Üniversitede görev yapıyorum ve etrafım hep genç, dinamik, meraklı ve çalışkan insanlarla dolu.

Not: 1964 İstanbul doğumlu, Mimar Sinan Üniversitesi'nde lisans, Marmara Üniversitesi'nde yüksek lisans, İstanbul Üniversitesi'nde doktora eğitimi alıp çok sayıda akademik çalışmanın yanında ödüller alan ve sergiler açan Prof. Dr. Özer Kanburoğlu'na ait web sitesine ve çalışmalarına http://www.ozerkanburoglu.com adresinden ulaşmanız mümkündür.

 

  • Hazırlanan bu  röportajda emeği geçen Kocaeli Üniversitesi öğrenci, idari personel ve akademisyenlerine Kocaeli Haber olarak teşekkür ederiz 



ETİKETLER : ,

Diigo Diigo Digg Digg Newsvine Newsvine Technorati Technorati
Del.icio.us Del.icio.us Facebook Facebook Reddit Reddit Jumptags Jumptags
Simpy Simpy StumbleUpon StumbleUpon Slashdot Slashdot Propeller Propeller
Furl Furl Yahoo Yahoo BlinklistBlinklist Google Google
 
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 
 
Röportaj: BİLGEÇ Genel Başkanı Cevdet SE
Röportaj: Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzma
Röportaj: Çocuk Kardiyolojisi Dr. Nimet
Uzm. Dr. Alga: Yaz İshaline Dikkat
Uzm. Dr. Alga: Yaz İshaline Dikkat
İzmir Barosu'nun Eski Başkan: Neden Hayı
KOÜ Eğitim Fakültesi Dekanı İle Röportaj
Röportaj: Diş Tedavisinde Merak Edilenle
Röportaj: Op. Dr. Ümit Ali MALÇOK
Armonik Minör Raflardaki Yerini Alıyor
 
 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
 
İlimizde ki Cinayetlerin Artış Nedeni Sizce Nedir?
Emniyetin Dikkatsizliği
Maddi Sorunlar
Ahlaki Yoksunluk
İlimizin Kozmopolit Yapısı
Diğer
Diger anketlerimiz için tıklayın...
 
Röportaj: BİLGEÇ Genel Başkanı
Röportaj: Fotoğrafın Değişen Y
Röportaj: Çocuk ve Ergen Psiki
Röportaj: Çocuk Kardiyolojisi
Uzm. Dr. Alga: Yaz İshaline Di
Uzm. Dr. Alga: Yaz İshaline Di
İzmir Barosu'nun Eski Başkan:
KOÜ Eğitim Fakültesi Dekanı İl
 
Röportaj: Çocuk ve Ergen Psiki ( 4020 )
Röportaj: Çocuk Kardiyolojisi ( 3164 )
Röportaj: Op. Dr. Ümit Ali MAL ( 3013 )
İzmir Barosu'nun Eski Başkan: ( 1931 )
Röportaj: Fotoğrafın Değişen Y ( 1876 )
Röportaj: Diş Tedavisinde Mera ( 1757 )
Röportaj Prof.Dr. Savaş Ayber ( 1745 )
Röportaj Ruhi Çavdar ( 1648 )
 
Röportaj: Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzma
 
 
 
    »  Genç Judocular Konya’dan Madalyalarla Döndü
    »  Kocaelispor’dan Acı Rekor
    »  Körfez FK Altınordu'yu Tek Golle Geçti
    »  Gebzespor Amatör Ligde Oynayacak!
    »  Darıca G.B. Son Dakikada Güldü
    »  Gölcük'ten Erken Mola
    »  Cirit Şampiyonu Kağıtspor’dan
©Ce-Se Web, Rek. Ajns. Hab. ve Bil. Hiz
Her hakki saklıdır.
Bu Site Ce-Se Web, Rek. Ajns. Hab. ve Bil. Hiz www.ce-se.com Tarafindan Hazirlanmistir.
Yeni Sayfa 1