İletişim teknolojisinin bu kadar gelişmediği ve son dönemlere kadar teknoloji fukaralığı dolayısı ile “Kapalı toplum” olarak bilinen ülkemizde siyasetçilerde ister istemez bu durumdan en üst noktada faydalanıp iktidar olma imkanı buldular.
Ancak teknolojinin bir anda baş döndürücü bir hızla gelişmesi ve gelişen teknoloji dolayısı ile dünyanın küçülmesi neticesinde hiçbir şey gizli kalmayınca dünyanın en fakir ülkesinde yaşayan insan dünyanın en ileri gitmiş ülkelerindeki insan gibi yaşamak ister oldu.
O zamana kadar dışarıda gelişen bir hadiseyi iç politikaya malzeme yapmaya çalışan siyasetçilerde artık “hamaset” kokan nutukların hiç bir şeye yaramadığını vatandaşın tek arzusunun da “daha iyi bir hayat sürmek” olduğunun farkına vardılar.
Bizde bu gidişatın farkında olan bir vatandaş olarak artık siyasetçilerin bu tür çağ dışı kalmış hareketlerden vazgeçmeleri gerektiğini aksi takdirde yapılmaya çalışılan siyasetin “komik” bir vaziyette orta yerde kala kalacağını anlatmaya çalışmıştık.
Hamasetin artık siyaseten para etmediği en son Fransa ile yaşanıldığı söylenilen gerginlik sırasında öylesine net bir şekilde ortaya çıktı ki bu durumun daha birinci günden iç politika malzemesi olmaktan çok uzak olduğunu gören Başbakan Erdoğan bile artık Fransa’ya uygulanacağı söylenilen yaptırımları bile ağzına almaz oldu.
Fransa Devlet başkanının salakça bir davranışının Fransa gibi bir Ülkede nasıl oya tahvil edileceği de ayrı bir mesele ancak sırf Fransa’da bulunan belli bir Ermeni oyunu almak için 50 Fransız milletvekilinin sahneye koyduğu oyun bile orada para etmez oldu.
Ancak üçüncü dünya ülkelerinde yada henüz demokrasinin farkına varamayan Arap ülkelerinde oynanacak bu oyun söylediğimiz gibi Türkiye gibi yüzünü batıya dönmüş bir ülkede zaten hiçbir anlam ifade edemezdi,etmedi de.
Son 10 yılda adeta bir “İthalat cenneti” olan Türkiye’de Arabadan,peynire, ekmekten,süte kadar hemen her şeyin Avrupa ülkelerinden alındığını varsaydığımızda zaten Fransa’ya yada başka bir ülkeye ambargonun bir anlam ifade etmeyeceği belliydi,ama siyasetçinin “bir kez daha denemekte fayda var” dediği bu işten ekmek çıkmadığı da ortada.
Türk vatandaşı bu günlerde bırakın uzun süreli bayram tatillerini artık hafta sonu 2 günlük tatilini bile Fransa’da,italya’da ya da başka bir Avrupa ülkesinde geçirirken buraya gitmek için can atan vatandaş için siyasetçinin ne söylediğinin de pek bir önemi yok.
Bir kez daha belirtiyoruz vatandaş her geçen gün katı siyaset anlayışından vazgeçiyor, Türkiye’de 10 yıl önce TBMM’de var olan onlarca siyasi parti bile şu ara 4 taneye düşmüş durumda, hal böyle olunca vatandaşta ister istemez kendisine daha iyi ekonomik şartlar sağlayan partilere kucak açarken “hamaset” yapan siyasetten kaçıyor.
Aradan birkaç yıl daha geçsin ekonominin hayatımızda ne kadar önemli olduğu daha fazla oranda ortaya çıkacaktır, vatandaşımız kendisine daha kaliteli bir hayat sunan siyasetçilerin peşinden koşacak, üçüncü dünya ülkelerinde yapılan siyasetten ise nefret edecektir,bu yüzden dün kalıplaşan siyaset anlayışının da bugünlerde tüketildiğini siyaset sahnesinde kalmak isteyen partilerinde amiral gemisinde “Ekonomiyi” koymaları gerektiğini aksi takdirde onlarında kısa bir zaman içerisinde “siyasi mezarlığa” doğru koşar adım gideceklerini göreceğiz.