Bugun...
Karakteri zengin olanın tercihi sadeliktir...


Ayten BARAN
ayten.baran@gmail.com
 
 

      Sahip olduğumuz şeylerin kıymetini ancak kaybedince anlarız. Çünkü hep daha fazlasını hedefler, elimizdekiler ile yetinmeyi bilmez, görmezden gelir, hep daha fazlası için hayatımızı bir at sırtına atmış koşturup dururuz. Doyumsuzluğumuz başımıza bela. Azla yetinmiyoruz ama aslında çoğu da bulamıyoruz. Hiç sonu gelmeyen, dur durak bilmeyen hırslarımız. Bu hırslarımız yüzünden de kaybetmeye yüz tutmuş imanımız ve insanlığımız… Ne kadar çok şeye sahip olursak olalım kaybetmeden anlamayacağız kıymetini.

     ‘Bir musibet bin nasihatten evladır’ atasözünde ki manada olduğu gibi, Korona virüs (Covid-19) illeti sebebi ile evlerimize kapandığımız bu süreç, bizlere kaybettiğimiz bazı değerleri hatırlamamızı ve hatta kendimiz ile yüzleşebilmeyi öğretti!  Sanırım bu bile şükretmemiz için en büyük sebep…

*****

     Yaşadığımız sürece göz ardı ettiğimiz aslında ne kadar sıradanlaştırsak ta hayatımızda olmazsa olmazlarımızı, en büyük değerlerimizi görmemizi sağladı bu süreç. İdrak etmemiz gereken birkaç şeye gelin beraber bakalım.

  • En yakınlarımız ile dahi yan yana gelemiyor olduğumuz şu günlerde sevdiğimiz insanlarla birlikte olmanın onlara sarılabilmenin ne büyük bir nimet olduğunu anladık.
  • Sağlıkla ve rahatlıkla aldığımız her nefesin birer hazine olduğunu, özgürce gezmenin, baharın o mis kokusunu içimize çekmenin ne denli büyük bir nimet olduğunu bir kez daha hatırladık.
  • Ne malın ne paranın ne mevkiinin hiçbir ayrıcalık sağlamadığını, herkesin eşit olduğunu hatırladık.
  • Ölümün bile artık hayatımızda normalleştiği şu zamanda insan hayatının her şeyin üzerinde bir değer olduğunu bir kez daha gördük.
  • Marketleri yağmalayıp evlerimizi erzakla doldurduğumuz şu günlerde bizim için sunulan bu kadar çok nimete ne kadar az şükrettiğimizi anladık.
  • Ne kadar çaresiz kaldığımızı ve aczimi gördük.
  • Ne kadar çok şeye sahip olursan ol, yanında bir eşin, arkadaşın, dostun olmadan dünyalar senin olsa hayatın onlarla anlam bulduğunu, yalnızlığın Allah’a mahsus olduğunu bire bir yaşayarak öğrendik.
  • Mal, mülk, evlat, sevgili… Benden çok kimi seversen onu senden alırım diyor Rabbi Rahim. Peki, bu süreçte bunun doğruluğunu görüp her şeyin yaratanın elinde, onun tasarrufunda olduğunu anladık mı?

*****

     “Ya Muhammed! İstediğin kadar yaşa sonunda öleceksin. İstediğini yap, mutlaka onun karşılığını görürsün. Dilediğini sev, muhakkak ki (bir gün) ondan ayrılacaksın.” Hz. Cebrail’in (a.s) Peygamber Efendimize (s.a.v) ettiği hitaptan da anlaşılacağı üzere hiçbir şeyin kalıcı olmadığını anladığımız gibi, yaptıklarımızın karşılığını da iyi veya kötü olarak yaşayıp göreceğiz.

    Yaşadığımız şu dönemden alınacak o kadar çok dersler var ki… Normalleşme sürecine geçiş yapmaya hazırlanıyoruz ama zaten normal değildi ki hiçbir şey. Belki de gerçekten normalleşmemiz, aslımızı, nerden geldiğimizi, yaradılış amacımızı unutmamamız içindi. Bizlere sunulan bunca ikrama karşılık ne kadar az şükrettiğimizi gösteren bir hatırlatmaydı.

     Başta Peygamber Efendimiz olmak (s.a.v)  üzere Cennet ile müjdelenen 10 sahabe (Aşere-i Mübeşşere) ‘nin nasıl bir hayat sürerek cennet ile müjdelenmeyi hak kazandığını araştırarak ve onların yaşantılarını örnek alarak kendi yaşantımıza tatbik ettik mi? Onlarda ne mal hırsı vardı, ne de mülk edinme çabası. Ne makam peşinde, ne de ganimet peşinde koşanlardan asla olmadılar. Tüm ganimetleri Müslüman kardeşlerinden ihtiyaç sahiplerine dağıtıp, yarın ne yerim telaşına düşmediler. Yüce ALLAH’ın Rezzak-ı Mutlak (Rızık-a Kefil) olduğunu iyi bildiklerinden aç kalmaktan korkarak evlerini erzakla doldurma telaşına kapılmadılar.

*****

     Şimdi dönüp kendi nefsimize bakıp; ne malın, ne mülkün ne makam/mevkiinin bizi cennete götürmeyeceğini anlamak zor olmasa gerek. 

     Bazı gerçekleri görmemiz ve hayatımıza tatbik etmemiz, kendimize çeki düzen vermemiz için bir sebeptir belki da yaşadıklarımız. Belki de mütevazı bir hayat yaşamakta bütün sır… Karakteri zengin olanın tercihi sadeliktir...

     Hiçbir şey bizimle gelmeyecek. Bu nedenle hırslarımız yüzünden ne kalp kırmaya, ne haksızlık etmeye, ne harama girmeye gerek yoktur. Benlik duygusundan sıyrılıp, insani ve dini görevlerimizi, değerlerimizi hatırlayıp kendimizi, bencil taraflarımızı törpülemenin vakti geldi de geçiyor bile.

     Unutmamak gerekir ki en büyük gaflet, yaratıcıyı unutup, kendi benliğimizin, nefsimizin isteklerine hizmet etmektir…

Mutlu ve her daim umutlu kalın…



Bu yazı 479 defa okunmuştur.

YORUMLAR
2 Yorum

Hülya Demiroz
28-05-2020 14:11:00

Tüm bunların farkındalığında bir ömür sürebilmemiz ümidiyle...

Bahadır Lüser
28-05-2020 13:56:00

Ayten Hanım güzel bir yazı olmuş. Tebrikler...Kendimize şöyle bir dönüp bakmamız ve Bir iç hesaplaşma yaparak, sahip olduklarımıza şükretmemiz lazım. Bunu yapmayı başarırsak İnsan tarafımızı bir kez daha keşfetmiş olacağız. Ve Yüce Mevla'nın aciz bir Kulu olmanın, ADEM olmanın huzuruna erişeceğiz.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI