Bugun...
YÜREK Mİ? - AKIL MI?


Ayten BARAN
ayten.baran@gmail.com
 
 

          Hiçbir zaman dengeyi tutturamayız. Amaçlarımızın peşinde koşarken hayatı hep kaçırırız mesela. Bu konuyu sık sık dile getiririz ancak hangimiz bunun için farklı bir yol izledik ki, hayatımızı yaşanır hale getirmek için neyi feda ettik. Yine gelişine ve gidişine bırakmadık mı? Yormadık kendimizi, koy verdik hayatımızı hayatın akışına. Mutluluğu bulalım diye çırpınırken hep yanlış yerlerde, yanlış insanlarda aramadık mı? insan olmanın kalitesini, değerini, ölçüsünü kaçırdık.  En masum, en naif taraflarımızı geliştirmemiz gerekirken, kolayına kaçıp kestirmeden bencillikte yarıştık. Mutluluğun tarifi bile insanların arzularına, emellerine göre değişti.

          Hoşgörülü olup affedebilmek, dürüstlüğü elden bırakmamak, sevmek, kişilere ve görüşlere saygı göstermek, eşitlik kavramları en önemli ve bizi özel kılan değerlerimiz iken, bakıyorum toplumda bu değerler kaybolmaya yüz tutmuş. Kaybediyoruz kendimizi de benliğimizi de...

     *******

          Değerlerimizi çok mu çabuk tükettik? Gönüldeki güzellikleri çok mu hor kullandık acaba? Sevginin, sevgilinin hakkını veremeyip yüreğimizi mi gücendirdik? Doğruluğun, dürüstlüğün hakkını veremeyip dostluğu mu gücendirdik yada iyiliğin, vefanın kıymetini bilemeyip Hak’kı mı gücendirdik? Hani hep denir ya, anı yaşa, hayatın tadını çıkar, senin için doğru olduğuna inandığın şeyin peşinden koş, yüreğinin sesini dinle ve yüreğinin götürdüğü yere git. Peki ya sonra…

          Evet anı yaşamak, mutlu olmak için güzel bir mantık belki ama nasıl yaşadığın da önemli değil midir? Biz insanoğlunun genel olarak bu sözden algıladığımız şey zevklerimizin peşinde koşmak olmuştur. Bu mantıkla düşünmek ne kadar doğru?

     ******

          Müminin kalbi ALLAH’ın evidir. Yüreklerimiz Rahmanın evi iken, orada yankılanan sadece yaratanın sesidir ve her daim bize seslenen, doğru yolu gösteren tek nidadır. Biz bu dünyaya zevklerimiz peşinde koşmak için gelmedik. Yüreğimizin götürdüğü yer seçiminde neresi olacağını da iyi bilmek, tahlil etmek gerek. Doğruyu her ayrıntısıyla açıklayan, yönümüzü en kestirme yoldan tarif eden pusulamız, kutsal kitabımızın ışığında, kulluk bilincimizi unutmadan yaşarsak yüreğimizin götürdüğü yer cennet bahçeleri olur. Gaflet uykusunda geçireceğimiz bir ömrün bizi getireceği son nokta olsa olsa uçurumun kenarı olur. Eee seçim yapmakta bize kalıyor elbet. Mukaddes kitap İncil’de “Kendi yüreğine güvenen akılsızdır; Fakat kim hikmetle yürürse, o kurtulur.” buyurulmuştur.

          Yine Risale-i Nur’ da “Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur." Der Bediüzzaman Said Nursi ve ekler “Çaresi bulunan şeyde acze, çaresi bulunmayan şeyde ceza'a iltica etmemek gerektir.”

          Mesela, 70 cc ayran veya şalgam suyu içip trafik kazası yapanı duydunuz mu hiç? Alkol ve uyuşturucu dışındaki her türlü içecekler insanlığın kullanımına sunulmuş helal ve sağlıklı iken neden illaki yasak olana gidesiniz. Yine domuz eti hariç her türlü gıda seçenekleri varken neden sağlıksız ve zararlı olanı tercih edesiniz.

      Velhasılı Kelam; ‘Emek olmadan yemek olmaz’ der atalarımız. Dünya imtihan yeridir ve yüreğimizin de aklımızın da götüreceği yeri iyi görmek ve idrak etmek, canımızın istediği şekilde değil de bize tüm bu güzellikleri lütfedene nasıl layık olurum telaşıyla yaşamak gerek. Yani cennet ucuz cehennem de lüzumsuz değil.

          Rabbim bizlere akıl, ahlak, izan, şuur, basiret nasip etsin.

          Selam ve dua ile…



Bu yazı 150 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Esra Akyüz
07-11-2019 15:07:00

Yüreğine kalbine sağlık ablam

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI