Bugun...
Atatürk'ün Günahı Ne?


Bahadır LÜSER
bahadirluser@gmail.com
 
 

                                Atatürk'ün Günahı Ne?

 

  Bizleri Ayasofya Camii Kebirine tekrar kavuşturan, Hâkkın, bâtıla bir kez daha galebe çaldığı tarihi anları bizlere gösteren Rabbimize şükürler olsun…  

  Bir zamanlar meydanlarda ‘’ Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın’’ diye sesimiz kısılıncaya kadar attığımız nidaların boşuna olmadığını görmek bizleri çok mutlu etti… 24 Temmuz 2020 Cuma günü, bizim için ayrı bir sevinç, ayrı bir bayram oldu…

  İnancımızın ayarlarıyla oynamaya çalışan, hadlerini aşarak İzmir’deki camiilerimizin hoparlörlerinden ‘’ Çav Bella’’ şarkısını çalma cüretini gösteren kendini bilmez densizlere, AYASOFYA Camii Kebirimizin 4 minaresinden ayrı ayrı yükselen Ezan-ı Muhammedimizi armağan ediyoruz.   

                                                    *****

  Hazreti Muhammed (s.a.v.) doğduğu zaman Şeytan’ın attığı çığlık ile Ayasofya Camii açıldığında Şeytanlaşmış insanların attığı çığlık aynıdır. Çünkü bu Hâkkın, Bâtıla yeniden galebe çalmasıdır…

  Onları iyi anlıyoruz! Elbette ki hazmedemeyecekler! Elbette eleştirecekler! Elbette milli yas ilan ederek, bayraklarını yarıya indirecekler! Ve elbette öfkelerini mukaddes bayrağımızı yakma cüretiyle gösterecekler! 

  Ne yaparlarsa yapsınlar, hatta kim ne söylerse söylesin artık..! Fethin sancağı ve Fethin Kılıcı Ayasofya minberine çoktan çıktı.

  Surda bir gedik açtık ki mukaddes mi mukaddes,

  Hey deli rüzgar ne yandan esersen es… (NFK)

                                                    *****

  Kendini bilmez kimi hadsizler, Ayasofya Camiinde Cuma namazını kıldıran ve hutbeyi veren diyanet işleri başkanımız Ali Erbaş’ın söylediklerini çarpıttılar. Atatürk’e hakaret etti diye ayyuka çıkardılar. Sayın Ali Erbaş aklını sizce peynir ekmekle mi yedi ki, Türkiye Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önderimize bu şekilde bir beddua etsin…

  Mustafa Kemal Atatürk’ü tanımayan ve ulu orta kulaktan dolma bilgilerle cahilce ahkâm kesenler, Osmanlı devletini Atatürk’ün yıktığını bile söylemekteler…

  Hadi oradan tarih bilgisinden yoksun zavallılar..!

  İnsan azıcık, ‘’ Acaba mı der, ne kadar doğru?’’ diye merak eder.

  Albert Einstein dediği gibi ‘’ Evrende en büyük ziyan, sorgulama yeteneğini yitirmiş bir beyindir.’’

                                                    *****

  Ben tarihçi değilim, bu konu da haddimi de bilirim. Ama damarlarında bir Türk kanı taşıyan nefer olarak kimi hadsizlere de iki çift laf etmeden durmayacağım!

  Osmanlı, Karadeniz’in kuzey kıyılarını kaybettiğinde Atatürk henüz doğmamıştı ve doğmasına da 100 yıl vardı.

  Sırbistan’ı kaybettiğinde Atatürk’ün doğumuna 70 yıl vardı.

  Yunanistan’ı kaybettiğinde ise tam tamına 60 yıl…

  Biraz kıtâ değiştirelim ve Afrika’ya gidelim!

  Osmanlı Cezayir’i kaybettiğinde Atatürk’ün doğmasına 50 yıl vardı.

  Kıbrıs, Romanya, Karadağ, Bosna Hersek’i kaybettiğinde henüz Zübeyde Hanım Atatürk’e hamile bile değildi.

  Osmanlı, Girit ve Mısır’ı kaybettiğinde Atatürk yeni doğmuştu.

  Bulgaristan toprakları kaybedildiğinde ise 4 yaşındaydı.

 

   Ben buraya kadar araştırarak yazdım. Dahasını ise yazmayacağım! Çünkü anlamayana laf anlatmak kadar bu dünyada zor olan bir şey yoktur!

   Bilmemek ayıp değil, sorup öğrenmemek ayıptır!

   Bilim ve Bilgi, Müslümanın yitik malıdır. Onu aramak ve bulmak en mukaddes görevidir.

   Peygamberimizin dediği gibi, ‘’ İlim ÇİN’de dahi olsa git, ara, bul ve öğren!’’

                                                *****

  Tarihi biraz araştırdığınızda göreceksiniz ki, Osmanlı’yı bitiren elbette pek çok faktör var. Ama en önemli faktör din konusunun içinin boşaltılarak, insanlara yaşadığının din zannettirilmesidir. Bir diğer önemli faktör ise kendisi üretmeyip, başkalarının ürettiklerine eli mahkum olmasıdır.

   Keşke Osmanlı yıkılmasaydı. O büyük imparatorluğun zenginliği elimizde kalsaydı. Ama millet bilincinden yoksun, gerçek Din değerlerinden uzaklaşmış, kendine köhneleşmiş Avrupa’yı rol model almış ve bilimden uzak bir devletin yaşaması da mucize olurdu.

  İşte böyle bir zamanda yıkılmaya yüz tutmuş, İstanbul dahil, Vatan topraklarının her yeri işgal edilmiş bir Ülke’yi ayağa kaldırmak pekte kolay olmasa gerek..!

  Atatürk, asil Türk milletine ALLAH tarafından gönderilmiş bir mucizedir. Askeri dehasına laf edecek insanın alnını karışlarız vesselam…

  Bu milleti şahlandıran ve küllerinden yeniden alevlendiren kişinin adıdır, Mustafa Kemal Atatürk…

  Düşman çizmeleri altında ezilen İstanbul’u yeniden kurtaran kişinin adıdır, Mustafa Kemal Atatürk…

 

 Şimdi siz kalkmış diyorsunuz ki, diyanet işleri başkanımız Ali Erbaş, Atatürk’e beddua etti.   

 Yalan, vallahi yalan… Sayın Ali Erbaş aklını sizce peynir ekmekle mi yedi ki, Türkiye Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önderimize bu şekilde bir beddua etsin…  

 Artık lütfen çirkin iftiralarınıza bir son verin… Atalarımızın kemiklerini sızlatmayın..!

 Onlar canlarını hiçe sayarak, bizlere bu Kutsal Vatanı emanet ederek, sonsuzluğa gittiler…

 Yapmayın Efendiler… Ayıptır!

 Atatürk’ün Günahı Ne?



Bu yazı 374 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI