Bugun...
Bak Şuraya Yazıyorum


Bahadır LÜSER
bahadirluser@gmail.com
 
 

     Hani şu çok meşhur bir laftır, '’Aha bak şuraya yazıyorum. Şu zamana kalmaz, şunlar şunlar yapılmazsa kesin söylüyorum, bu iş böyle olur..’’

     Sokaktaki insanın normal hayatında geçen bu diyalog, inanın uluslararası ilişkilerde de aynen vuku bulmaktadır. Ancak dışarıdan bakılınca bazı önemli hususların üzerinde hiç durulmadığı da açık seçik görülmektedir. Yani durum içindeyken farklı, dışarıdayken çok daha farklıdır. Sorunun dışındaysan, Aristo mantığına göre dümdüz, bazen de ütopik çözümler üretilir. Sonuca göre karar verilir, çıkarımlarda bulunulur.

      Mesela en azından inisiyatif sende mi diye hiç sorulmaz? Masaya adamı oturtabiliyor musun? Velev ki oturttun masa köşeli mi, yuvarlak mı? Köşeli laflar edilmesin diye uzlaşı için görüşmeler yapılan masa bile yuvarlak hale getirilmiştir. Köşeli masalar sorun üretir, çatışma üretir. Yuvarlak masa oturumları (round table sessions) boşuna bulunmuş bir kavram değildir. Tarafların masaya otururken niyetleri ve de tutmuş olduğu karşı tarafı harekete geçirebilecek kartların önemi de her bir şeyden fazladır. Konu çetrefilli, masaya oturulan kişinin niyeti de anlaşmaya uzaksa, oturumlar bir müddet sonra moda deyimle '’istikşafî'’ buluşmalara dönüşür. Yani çözümsüzlüğe.              

                                                *****

      Maalesef ki ‘’Türkiye’nin kendi milletinden başka dostu yoktur.’’ cümlesi çok doğrudur. Türkiye’nin yanında Azerbaycan’dan başka dimdik duran başka dostumuz yoktur.

      Son günlerde Türkiye yönetimi Avrupa birliğine girebilmek için çalışmalar yürütüyor tabi Avrupa'dan da Türkiye'ye zorda bırakacak bazı iddialar öne sürülüyor... Bunlardan bir tanesi Türkiye'nin Müslüman Kardeşler isimli örgüte destek verdiği iddiası... Başta Amerika olmak üzere bir çok Avrupa ülkesi Müslüman Kardeşler yapılanmasını terör örgütü olarak görüyor ve kabul ediyor...
     Peki gerçekten öyle mi ?
     Hadi gelin bu yazıda, Müslüman Kardeşler örgütünü biraz tanıyalım...
     Hasan El Benna, kimileri ona özgürlük savaşçısı dedi, kimileri radikal bir dini siyasetçi...

     Hasan El Benna 1928 yılında, Mısırda  ‘’Müslüman Kardeşler’’ isimli yapılanmanın 6 kurucusundan bir tanesidir…

    Önceleri Mısırdaki İngiliz sömüsürüne karşı kurulan bu örgüt, daha sonra başka şekilde filizlenmeye başladı...İngilizler ve İsrail kökenli yapılanmalara yönelik bombalı saldırılarda bulunuldu ve bu saldırıların çoğunu Müslüman Kardeşler üstlenmişti...Özellikle İngilizler üst üste darbe alıyordu ve bu durum Mısır'ı aşarak başka komşu ülkelerde de Müslüman Kardeşler'e katılımları sağlayarak ofislerin açılmasına sebep oldu...

    Hasan El Benna, 12 Şubat 1949 tarihinde akşam saatlerinde Kraliçe Ramses caddesinde bulunan cemiyet binasının önünde, vücuduna isabet eden 7 mermi ile cinayete kurban gitti… 

   Yıllar sonra bu cinayetin bir İngiliz oyununun parçası olduğunu tüm dünya artık bilmektedir.

   Hatta öyle bir durum vardır ki ortada, Hasan El Benna öldürülmeden önce, dönemin Mısır Başbakanı yine bir İngiliz oyunu ile öldürülmüş ve Benna suçlanmış ve köşeye sıkıştırılmıştır. Sonrada Benna, bir cinayete kurban edilerek Mısır hükümeti suçlanmış ve köşeye sıkıştırılmıştır. Böylece Mısır hükümeti haliyle İngilizlerin eline geçmiştir.

   Benna’dan sonra yine ünlü biri hareketin liderliğine geçmiştir. O isim Seyyit Kutup’tur.  

   Müslüman kardeşler hareketinin liderlerinden Seyyit Kutup ise daha sonra idam edildi. Müslüman Kardeşler cemiyeti, zamanla öylesine büyüdü ki, gerek Amerika, gerek İsrail,
gerek İngiltere, cemiyeti terör örgütü ilan etmiş ve açık düşman olarak kabul etmişti...

                                                 *****

   Müslüman Kardeşler örgütü, Arap Baharı döneminde ise ardı ardına güçlü olduğu tüm ülkelerden ağır darbeler aldı. Mısır, Suriye, Tunus, Cezayir gibi ülkeler artık Müslüman Kardeşler cemiyetine sırt çevirmişti... Hatta 1960'lı yıllarda Milli İstihbarat Teşkilatı'nın efsanevi isimlerinden Fuat Doğu, başlayan komünizm hareketine karşılık Seyyid Kutup'un ‘'İslam'da sosyal adalet’' kitabını psikolojik harp unsuru olarak Türkçe'ye çevirtmişti.

  Bir süre önce Birleşik Arap Emirlikleri Dış işleri Bakanı Enver Gargaş, Türkiye'nin Katar üzerinden Müslüman Kardeşler'e yardım ettiğini iddia etmişti. Hatta iddiasına göre Türkiye Filistin'e yardım götürürken Mavi Marmara gemisinin vurulmasının da sebebi buydu aslında. Şimdi ise Katar üzerinden yardımlarına devam ediyordu... Tabi bu iddiayı sadece araplar söylemiyor, Türkiye son günlerde Avrupa Birliğine alınması için çalışmalar yürütürken, Avrupa'dan ve hatta içeriden de '’Türkiye terör örgütüne yardım ediyor’' sesleri yükseliyor...

  Tabi amaç bağcıyı dövmek... Kendileri yıllardır bölücü terör örgütlerine Ortadoğu'da yardım ve yataklık yaparken, Ankara'da bomba patlatanlara destek olurken, İstanbul'un göbeğinde bir futbol maçında güvenlik sağlayan polislerimizi hedef alan terör örgütlerine kol kanat gererken onları gören olmaz...

  Devlet aklı derindir... Sığ sularda olmaz...Türkiye'nin çıkarı içinse Müslüman Kardeşler cemiyeti de dahil görüşebilir...
  Birleşik Arap emirlikleri veya Avrupa'da Fransa, Amerika gibi ülkeler Türkiye'ye madem Müslüman Kardeşler Cemiyeti üzerinden baskı kuruyor, Türkiye'de onların terör örgütleri ile yaptığı çalışmaları sürsün ortaya...

  Mesela ‘’ (fısıltı gazetesi haberlerine göre) ‘’ bir sabah daha gün ışımadan Irak'a inen 3 Amerikan subayının gri metal bir çanta ile PYD'li yöneticilere verdikleri dolarlar, nasıl oldu da İşid militanına geçtiğini, hatta bu işid militanının Türkiye'ye kaçtığını söyleyerek Türkiye İşid'i koruyor göndermesi yaptıklarını açıklasınlar bence...

  Milli İstihbarat Teşkilatı, bu gereksizleri hem yurt içinde hem yurt dışında tek tek not alarak takip ediyordur elbette, zamanı geldiğinde İşid militanı Türkiye'ye tam 10 milyon dolar ile kaçtı diyen John Allen'ın da ilişkilerini, kimlerle faaliyette olduğunu da biliyordur Milli İstihbarat Teşkilatı... Ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT)  Fırat Nehri kıyısındaki Rawa kasabasında kimlerin kimlerle görüştüğünü, gökyüzünde ki kuşlarımız SİHA kayıtlarıyla birlikte elinde tutuyor...

 Gerektiğinde deşifre de edilir, devletin yararına kamuoyuna da sunulur...

 Bak şuraya yazıyorum…
 Devlet nerede ne yapacağını bilir... Bekleyip görelim...

      

 



Bu yazı 198 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Ismail luser
16-01-2021 19:38:00

Yazın geniş araştırmaya dayanan yazi güzel konulara deginmissin. BU ULKE ÇANAKKALE GEÇILMEZI YAZDIRAN SANLI TARIHE SAHIP MANEVI INSANLARI BAGRINDA BARINDIRIYOR. ISTANBULUN fethinden itibaren Allah hep inançlı musluman Türklerindir yanında olmuştur. Topraklarımızda sayısız sahabeler vardır. Sönmez bu şafaklarda yüzen Alsancak o benim dir o benim Milletimindir Ancak. Okurken bile insanı bir heyecan kaplıyor. Allah Razi olsun Mehmet Akiften bizi bütünleştirici.Bizi ve dünya üzerindeki Musluman Ülkeler üzerinde tarihtede görüldüğü gibi çok Ali Cengiz oyunları oynanmistir. Geçmişe bakarak geleceğe umutla bakıyoruz. Selamlar.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI